açıktan

zf.
1. 从远方, 远远地: Gemi açıktan geliyor. 轮船远远地驶来。
2. 坦率地, 直截了当地, 直言不讳地
3. 不劳而获地, 凭空地
◇ \açıktan açığa 公开地, 坦率地, 直言不讳地, 开诚布公地, 直截了当地, 公然地: Açıktan açığa bize meydan okudu. 他公然向我们挑战。\açıktan almak 离开, 保持距离 \açıktan (para) kazanmak 不劳而获, 白拿钱, 捞外快 \açıktan para almak 捞外快, 额外拿钱: Açıktan para alıp herkesi dolandırmış ve sonra ortadan kaybolmuştu. 他骗过了所有的人, 捞了一笔钱, 然后就消失得无影无踪。\açıktan satış 期货交易 \açıktan (para) vermek 1) 白花钱 2) 非法提供金钱: Ali’ye açıktan para verdiği yapıllan soruşturma sonunda belli oldu. 经调查发现, 他非法向阿里提供了金钱。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • açıktan — zf. 1) Bir yerin uzağından 2) Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak 3) mec. Emek ve para harcamadan Üstelik açıktan yol harçlığı falan da veriyor bana. M. İzgü Birleşik Sözler açıktan açığa açıktan atama açıktan tayin Atasözü, Deyim ve… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açıktan açığa — zf. Belirgin olarak, göz göre göre Nedense ona açıktan açığa çıkışmaya cesaret edemiyordu. R. N. Güntekin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açıktan atama — is. Derece ve belli bir sıra gözetilmeksizin yapılan atama, açıktan tayin …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açıktan tayin — is. Açıktan atama …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açıktan almak — den. 1) açıktan geçmek 2) bir tehlikenin uzağından geçmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açıktan geçmek — gemi kıyıdan veya diğer taşıtlardan uzak olarak seyretmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açıktan (para) kazanmak — emek ve sermaye olmadan para kazanmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • açıktan para almak — bir iş veya mal için, kararlaştırılmış ücret veya değer dışında para almak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • BİLBEDAHE — Açıktan. Aşikâr olarak. Meydanda olarak. Besbelli.(...Hem şu âlemin Sâni i Zülcelal i bütün güzel masnuatiyle kendini zişuur olanlara tanıttırması ve kıymetli nimetler ile kendini onlara sevdirmesi bizzarure onun mukabilinde, zişuur olanlara… …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • CEHREN — Açıktan, alenen …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

  • FÂSIK-I MÜTECÂHİR — Açıktan açığa kimseden sıkılmadan günah işleyen. İşlediği günah ile övünen günahkâr kimse. (Böylelerin aleyhinde konuşmak gıybet sayılmaz …   Yeni Lügat Türkçe Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.